11.2.11

ismet inönü

erdal inönü

alman orduları rusya'da ilerlerken, kafkasya'ya gelmiş, moskova'ya yaklaşmışken gazetelerde "alman zaferleri" yazılırdı. rus ordularının şurada burada teslim olduğu haberleri yazılırdı ve "artık almanların bütün rusya'ya egemen olacağı" söylenirdi. "biz de almanların safında savaşa girsek kendimizi daha güçlendiririz. belki şurada burada elimize bir şeyler geçer" diye açıkça yazılmasa bile bu izlenimi uyandıran yazılar veya konuşmalar olurdu o zaman. herhalde babama da söyleyen olurdu: "fırsat bulursak biz de girelim. daha güçlü çıkarız savaştan. işte adalar'dı, şunlar bunlar da elimize geçer." diye.

tabii onlara hiç yüz vermedi babam. daha sonra müttefiklerin kendi baskıları başladı. churchill'in adana'ya gelmesi, sonra kahire'deki toplantıda yapılan baskılar.. bizi de savaşa sokmak için uğraştılar; ama babamın politikası savaşa girmek değildi. "bizi savaşa sokmak istiyorlar; ama biz hepsinden daha fazla savaştık. onlar 1. dünya savaşı'nda 4 yıl savaştılar; ama biz 1911'den başlayarak 12 sene savaştık. onun için bizim savaşa girmemiz artık gereksiz" derdi. nitekim de girmedik.

yemek dikkatli yenirdi; çünkü ekmek azalıyordu. bunu fark ediyorduk. biz de çankaya köşkü'nde vesika kullanıyorduk. "türkiye'de başka ailelerde olmayan şeyler, bizde de olmasın" diye bir dikkat vardı. hatta bir sefer hatırlıyorum, eve özel bir ekmek yapılıp getirilmişti. bizim hoşumuza gitti. babama da verdiler. o, nerden çıktı bu?" dedi. anlattılar. "bu özel bir şey; olmaz öyle şey" dedi ve biz kullanmadık. bu dikkati hep gösterirdi.

ekmeksizlikten yakınan bir çocuğa, "sizi belki ekmeksiz bıraktım; ama babasız bırakmadım." dediği söylenir.

via can dündar