7.2.11

cyrus vs. piso

alain de botton


pers imparatorluğu'nun büyük kurucusu ve pers kralı cyrus'un çok sevdiği, beyaz, güzel bir atı vardı. cyrus savaşa giderken ille de ona binmek isterdi. kral cyrus i.ö.539 yılının baharında topraklarını genişletmek amacıyla asurlulara savaş açtı ve fırat ırmağı'nın kenarına kurulmuş, asur'un başkenti babil'e doğru büyük bir orduyla yola çıktı. yolculuk diyale ırmağı'na varana kadar iyi gitmişti. zagros dağları'ndan doğup dicle'ye kadar uzanan bu ırmak yazın bile azgın olmasıyla ün yapmıştı. bu bahar vaktinde ise kış yağmurlarıyla iyice kabarmış, azgınlaşmıştı. ırmağın kahverengi, köpüklü suları gürleyerek akıyordu. generaller taarruzu ertelemeyi önerdiler ama cyrus buna razı olmadı ve ırmağın hemen geçilmesini emretti. sallar hazırlanırken cyrus'un atı birdenbire ırmağa dalıp yüzerek karşıya geçmek istedi. akıntıya kapılan at dalgalarla boğuşarak can verdi.

cyrus öfkeden mosmor kesilmişti. ırmak sevgili beyaz atını, croseus'a toz yutturan, yunanlılara korku salan bir savaşçının atını almaya cüret etmişti. kral bağırıp lanetler okumaya başladı ve öfkesinin doruğa çıktığı anda, bu cüretkarlığını diyale ırmağı'na ödeteceğini haykırdı. ırmağı cezalandıracaktı. artık ırmağın suları o denli azalacaktı ki, kadınlar eteklerini bile ıslatmadan ırmağı geçebileceklerdi.

cyrus topraklarını genişletme arzusunu bir kenara bırakıp ordusunu ikiye ayırdı. ırmağın her iki kıyısında 180'er kanal açılacaktı. cyrus adamlarına kazmaya başlamalarını emretti. askerler bütün bir yaz boyunca kazmayı sürdürdüler. üstelik asurluları bozguna uğratma hayalleri suya düştüğü için moralleri de bozulmuştu. kazma işi bittiğinde diyale ırmağı'nın suları 360 kanaldan ayrı yönlere doğru akıyordu. su seviyesi o kadar azalmıştı ki şaşkınlıktan ağızları açık kalan yöre kadınları gerçekten de eteklerini ıslatmadan karşıya geçebiliyorlardı. öfkesi dinen kral yorgunluktan bitap düşmüş ordusuna babil'e doğru ilerlemeyi emretti. (herodotos)

roma'nın suriye valisi gnaeus piso, yürekli olmakla beraber ruhsal açıdan dengesiz bir generaldi. bir gün, izin yaptıktan sonra bölüğüne dönen bir asker, birlikte izne çıktığı arkadaşının nerede olduğunu bilmediğini söyleyince piso askerin yalan söylediğine, arkadaşını öldürmüş olduğuna ve bu nedenle de idam edilmesi gerektiğine kanaat getirdi.

zavallı asker kimseyi öldürmediğine yeminler ediyor, bir soruşturma başlatılması için yalvarıyordu; ama piso kimseyi dinlemedi ve askerin hiç zaman kaybedilmeden idam edilmesi için emir verdi.

ancak, görevli yüzbaşı, askerin kafasını uçurmak üzere hazırlıklarını sürdürdüğü sırada kayıp asker kampın kapılarından içeri girdi. bunun üzerine bütün ordu alkışa başladı. tabii içi rahatlayan yüzbaşı da idamı iptal etti.

fakat piso haberi herkes gibi iyi karşılamadı. alkış seslerini duyan general askerlerin, verdiği karar yüzünden kendisini alaya aldıklarını düşünerek öfkesinden kıpkırmızı kesildi ve bu defa izne birlikte giden iki askerin de idam edilmesini buyurdu. üstelik kendisini o denli kötü hissediyordu ki yüzbaşıyı da idam etmenin akıllıca olacağına karar verdi.

seneca'nın, bir yargıya varılırken niçin bu türden hatalar yapıldığına ilişkin bir açıklaması vardı: cyrus ve piso gibi adamlar "sefil bir ruh" taşıyan adamlardı. bunlar, her an birilerinin kendilerine hakaret etmesini bekliyor gibiydiler. bunun altında yatansa, alaya alınmalarının haklı nedenlere dayanabileceği korkusuydu. kendimizi başkalarının kolayca saldırabileceği uygun bir hedef olarak görüyorsak, birinin ya da bir şeyin bize acı çektirmeye kastetmiş olduğunu düşünmemiz çok doğaldır.