15.2.11

1938 harp okulu olayı ve nazım hikmet

a. kadir

sonradan, ankara askeri cezaevi'nde nazım bana tevkifini şöyle anlattı:

tevkif edildiği gece, çıkaracakları aylık bir derginin hazırlıklarını yapmak üzere, halası oğlu celalettin ezine'nin evindeymiş. aralarında hilmi ziya ülken de varmış. dergi üzerine konuşurlarken kapı çalınmış. gelenlerin polis olduğu anlaşılınca hilmi ziya sapsarı kesilmiş, başlamış eli ayağı titremeye ve telaşla: "eyvah, basıldık, basıldık!" demiş.

nazım bunu anlatırken katıla katıla gülüyordu.

kendisini aradıkları, götürecekleri söylenince: "peki, geliyorum" demiş, kalkmış.

daha önce, akşamüzeri, nişantaşı'ndaki apartman basılır. arama yapılır. komiser, polis, bir de ihsan ipekçi var. nazım'ın karısı, söylemez nerede olduğunu. giderlerse orayı da telaşa verirler diye düşünür. ama nazım akşam yemeğini orada yiyecek, gece eve geç gelecek, adamlar da gece yarısına kadar bekleyecekler. en iyisi bir yolunu bulup ihsan ipekçi'ye bunu söylemek. o gider bir yerden telefon eder, nazım da gelir, olur biter. ihsan ipekçi'nin kulağına eğilir, söyler celalettin ezine'nin evinde olduğunu. "oraya bir telefon edin, gelsin" der. ama bu gizli konuşmayı komiser görür. ihsan ipekçi'ye sorar: "ne oluyor?" ihsan ipekçi de idare edemez işi, söyler doğrusunu. giderler celalettin ezine'nin evine.

nazım'ın evinde yapılan aramada bir çuval kadar kitap, defter, kağıt alırlar. o arada, "haber" gazetesinde tefrika edilmekte olan "yaşamak hakkı" adlı romanın müsveddeleri de gider. bu roman gazetede yarıda kesilmiştir.

sonradan kulağımıza bazı söylentiler geldi. fevzi çakmak sonuna kadar baskı yapmış yargıtay'a, nazım'ın cezası muhakkak tasdik edilecek diye. oysa yargıtay'da çoğunluk, nazım'ın hiçbir suçu olmadığı kanaatindeymiş. ama en son gün, üyelerden biri, aklımda kaldığına göre ilyas paşa, fikrini değiştirmiş. nazım'ın 15 yıllık ağır hapis cezası böylece, çoğunlukla tasdik edilmiş.