5.1.11

savaş güzeldir

walter benjamin

politikanın estetize edilmesine yönelik bütün çabalar, tek bir noktada doruğuna varır. bu nokta, savaştır. en büyük boyutlardaki kitle hareketlerini geleneksel mülkiyet ilişkilerini değiştirmeden koruyarak belli bir hedefe yöneltmeyi, yalnızca ve yalnızca savaş sağlayabilir. olayın politika açısından ifadesi budur. teknik açıdan ifadesi ise şöyledir: içinde yaşanılan zamanın bütün teknik araçlarını, mülkiyet koşullarını koruyarak harekete geçirmeyi yalnızca savaş sağlayabilir. faşizmin savaşı yüceltme eyleminin bu kanıtları kullanmaması doğaldır. ama bu kanıtları gözden geçirmek, yine de öğreticidir. marinetti'nin, etiyopya'daki sömürge savaşına ilişkin manifestosunda şöyle denilmektedir:

"27 yıldan bu yana biz fütüristler, savaşın estetiğe aykırı diye nitelendirilmesine karşı çıkmaktayız. bu bağlamda yaptığımız saptamalar, şunlardır: savaş güzeldir; çünkü gaz maskeleri, korkutucu megafonlar, alev makineleri ve tanklar aracılığıyla insanın, boyunduruk altına alınan makine üzerindeki egemenliğine gerekçe kazandırır. savaş güzeldir; çünkü insan bedeninin o düşlenen konumunu, metalleştirilmesi konumunu kutsayarak gerçeğe dönüştürür. savaş güzeldir; çünkü çiçekler açan bir çayırı mitralyözlerin ateşten orkideleriyle zenginleştirir. savaş güzeldir; çünkü tüfek ateşini, top atışlarını, ateşin kesildiği anları, parfüm ve çürüme kokularını tek bir senfoni halinde birleştirir. savaş güzeldir; çünkü büyük tanklarınki, geometrik uçak filolarınınki, yanan köylerden yükselen duman helezonlarınınki gibi yeni mimari biçimler ve daha pek çok şeyler yaratır. ey fütürizm şairleri, yazarları ve sanatçıları.. bir savaş estetiğine ilişkin bu temel ilkeleri anımsayın; anımsayın ki, yeni bir şiir ve yeni plastik sanatlar uğruna harcadığınız çabalar yine sizin ışığınızla aydınlansın!"

bu manifestonun ayrıcalığı, çok açık oluşudur. sorunları ortaya koyma biçimi açısından ise diyalektik düşünen birisince benimsenmeye layıktır. bu manifestoya bugünün savaşının estetiği şöyle görünmektedir: üretim güçlerinin doğal yoldan değerlendirilmesi mülkiyet düzenince önlenirken, teknik araçların, temponun, güç kaynaklarının yoğunlaşması, doğaldışı bir değerlendirmeye zorlamaktadır. bu doğaldışı değerlendirme, savaş aracılığıyla gerçekleşmektedir; savaş, yıkımlarıyla toplumun tekniği kendi organı kılmaya yetecek olgunlukta olmadığının, tekniğin de toplumun temel güçlerini yenecek ölçüde gelişmediğinin kanıtını sergilemektedir. emperyalist savaş, en korkunç çizgileriyle, dev üretim araçlarıyla, bunların üretim süreci içerisindeki yetersiz değerlendirilmesi arasında uzanan uçurum tarafından (başka deyişle, işsizlik ve sürüm pazarlarının eksikliği tarafından) belirlenmektedir. emperyalist savaş, toplumun doğal malzemesinden yoksun kıldığı istemleri "insan malzemesi"nin yardımıyla karşılayan tekniğin bir başkaldırısıdır. teknik, nehirleri kanalize edecek yerde, insan selini siperlere yöneltmekte, uçaklarından tohum atacak yerde kentlere yangın bombaları yağdırmaktadır; gaz savaşında ise aura'yı yeni bir biçimde ortadan kaldırmaya yarayan bir araç bulmuştur.

"fiat ars, pereat mundus" (sanat olsun, isterse dünya batsın) diyen faşizm, tekniğin değişime uğrattığı, duyusal algılamanın sanatsal düzlemde doyuma ulaştırılmasını, marinetti'nin itiraf ettiği gibi, savaştan bekler. bu, herhalde tam anlamıyla sanat sanat içindir'in gerçekleşmesi olmaktadır. bir zamanlar homeros'ta, olimpos dağı'ndaki tanrıların gözünde bir tür sergi malzemesi olan insanlık, şimdi kendi kendisi için bir sergi malzemesi olup çıkmıştır. kendine yabancılaşması, ona kendi yıkımını birinci sınıf bir estetik haz kaynağı niteliğiyle yaşatacak boyutlara varmıştır. faşizmin politikayı estetize etme çabalarının vardığı nokta, işte budur. komünizm, buna sanatın politize edilmesiyle yanıt verir.