17.1.11

mucize

buket uzuner

insan yaşarken eğrileri ve eksikleriyle rahatsız olduğu, beslenemediği "doğduğu topraklara" gerektiği zaman veda edemezse, bağnaz bir ulusalcılığın yakasına yapışma tehlikesi belirir. renk yelpazesi ve bakış açısı daralabilir. vaktinde, henüz alma kapasitesi yüksekken görülecek dünya, yetenekli ve yaratıcı ruhun en besleyici gıdasıdır. zamanı geçtikten sonra, ön yargı ve koşullanma illeti gözlerin, ellerin ve yüreğin en ince kıvrımlarını nasırlaştırır ve artık yurt dışında yalnızca bir turist olma şanssızlığı kalmıştır ortada.

onun uğruna nelere katlanır, nelerden yoksun kılar, nasıl da bunaltırız kendimizi. tutsaklığımızın adıdır vazgeçilmezlik çoğu kez. doğumdan ölüme dek sürecek ve asla kazanılamayacak birinci vazgeçilmezliğin adı, zamana karşı verilen savaş olarak çıkar karşımıza. kendimize karşı açtığımız savaşlar yanı sıra töreler, dinler ve kan bağıyla ilgili olanlar ve bütün bunların yarattığı şoklar, acılar, yalnızlıklar.. en fenası keder. çünkü vazgeçilmezin önlenemez yol arkadaşı "zorunluluk", hiçbir mutlu duygunun yanıbaşında var olmasına şans tanımaz. "mecburiyet", bütün özgürlüklerin ve aşkların sonudur.

"münih hayvanat bahçesinden bir kurt kaçmış ve yaşlı bir kadın tarafından bulunmuştu. polisler geldiğinde yaşlı bayan, kurdun başını okşamakta, kurt da onun elini yalamaktaymış. hiçbir şeyden emin olamıyorum; ama belki de kurtlar iyiye doğru evrimleşmekteler. yaşlı bayanlar da öyle. belki de yaşlı bayan kaçıktı. bir şeyler bulanlar genellikle kaçıklardır." (romain gary)

ancak yüreği öpülürse
öpülürse yüreği duyulur sesi
ruhun gizli sularında
sessizce uyuyan derinde

mucizeler, ancak onlara inananlarca yaşanır ve aşk bir mucizedir. sevinçten çıldıracak, özlemden çıldıracak ve heyecandan çıldıracak bir aşkı tanımamış olanlar, mucizelere de inanmazlar. oysa aşk mucizesini yaşayanlar, aşkın doruk noktasında yaşanan cinselliği betimlemeye çalışmanın bir cinayet olduğunu bilirler. o ancak yaşanır. ve yaşandıktan sonra, cinselliğin bütün öbür halleri artık renksiz, tatsız ve yoksul kalacaktır. çünkü aslını gören göz, en iyi öykünmeden bile incinir. aslını tanıdıktan sonra, ancak onunla heyecanlanır, mutlanır, onunla doyumlanır. ancak!