27.1.11

boardwalk empire

sadece krallar birbirini anlar.

bazı adamlara bir rozet, bir silah bir de hazinedarlık verirsen gücün kendilerinde olduğunu zannederler.

eğer gerçekten bir tanrı olsaydı bana bu suratı verir miydi?

pantolonuna çamur bulaşınca -ya da at pisliği- silmene gerek yok. kurumasını beklersin. bir süre geçmesini. kuruyunca süpürüp çıkarması çok daha kolay olur.

hepimizin taşıdığı yükler vardır.

dilekler at olsaydı dilenciler onlara binerlerdi.

komik olan ne biliyor musun? gücü kimse alamaz. birilerinin ona bunu vermesi gerekir.

uzak ihtimali kimse bir kumarbaz kadar sevemez.

adam kondom almak için eczaneye girer.
eczacı sorar: "poşet de ister misin?"
adam der ki: "hayır sağol, o kadar çirkin değil."

bir kraliçeye orospu gibi; bir orospuya kraliçe gibi davranacaksın.

"sadaka, alanı küçük düşürür; dağıtanı da yükseltir." (george sand)

hayatımın büyük kısmını kumarbazlıkla geçirdim. bazı günler 20 bahis yaparım; bazı günler hiç yapmam. harekete geçmek için haftalar belki aylar var; bir gün bahis yapmazsam sadece yapacak bir şeyim olmadığı içindir. yani beklerim, planlarım, kaynaklarımı düzenlerim. ve sonunda bahis yapmak için bir fırsat gördüğümde ise paramın hepsini yatırırım.