2.12.10

a'dan x'e

john berger

uyku ilk evimizdir; çatısız, duvarsız, yataksız. diğerleri sonradan gelir, uykunun verdiği ilhamla.

kısa ömürlü, sonsuzun zıddı değildir. sonsuzun zıddı, unutulandır. bazıları unutulanla sonsuz aslında aynı şeymiş gibi davranır. ama yanılırlar.

sana iki kere müebbet verdikleri anda onların zamanına inanmayı bıraktım.

her şeyde ortak olan özellikler vardır ve bunu bilmek zihni doğanın en büyük mucizelerine açar.

yokluğun hiçlik olduğuna inanmaktan daha büyük bir hata olamaz. ikisi arasındaki fark bir zamanlama meselesidir. hiçlik önce, yokluk sonradır.

günümüzde, hayatımızda sonsuz bir nizamsızlığa mahkumuz. bunu bize dayatanlar nizamsızlığımızdan korkuya kapılıyorlar. bu yüzden de bizi dışarıda tutacak duvarlar inşa ediyorlar. yine de duvarları asla o kadar uzun olamaz; etraflarından, üzerlerinden, altlarından geçmenin bir yolu bulunur.

mükemmellik daima sevimsizdir. asıl kusurları severiz biz.

cehennem para babalarının icadıydı; amacı, yoksulların dikkatini mevcut sefaletlerinden saptırmaktı. ilk olarak, bundan bile daha beter bir durumda olabilecekleri tehdidini sürekli yineleyerek. ikinci olarak, itaatkar ve sadık olanlara, başka bir hayatta, tanrı'nın krallığında, bu dünyada servetin satın alabileceği bütün her şeyin, hatta daha fazlasının onların olacağını vaat ederek.

zamanın soytarısı değildir sevgi
o değişmez kısacık günlerle haftalarla
direnir ve katlanır mahşerin ucuna dek (shakespeare)

cehennem korkusu olmasa, kilisenin gösterişçi zenginliği ve amansız gücü, açıktan açığa sorgulanabilirdi; çünkü kutsal kitabın öğretileriyle açık bir tezat oluşturuyordu.

cehennem, servet birikimine bir nevi kutsallık ihsan etmiştir.

günümüzde cezalar mertebe atlamıştır. öte dünyadaki cehennemi hatırlatmaya gerek yoktur artık. dışarıda bırakılanlar için bu dünyada bir cehennem inşa edilmektedir; tam da aynı şeyi ilan etmek için: ancak zenginsen hayatta olmanın bir anlamı vardır.

eduardo galeano: hiçbir tarih dilsiz değildir. istedikleri kadar sahiplensinler, bozsunlar, hakkında yalan söylesinler, insan tarihi çenesini kapalı tutmayı reddeder. sağırlığa ve cehalete rağmen, geçmiş zaman, şimdiki zamanın içinde tiktaklamayı sürdürür.

bütün acılar, yollarına devam etmeden önce "hayır" kelimesine kayarlar. bütün hazların devam etmeden önce "evet" kelimesine kayması gibi.

umudumuz var diyemeyiz; sadece ona kucak açıyoruz.