12.11.10

uzun bir adam

ilhan berk

okunmayan kitap var olamaz.

montaigne: her insanda, insanlığın bütün halleri vardır.

"insanoğlunun gerçek yurdu çocukluğudur."

yazmak mutsuzluktur. kendini mutlu sayan gerçek yazar yazmaz.

nietzsche: insanın kendisi olmasının koşulu, kim olduğunu hiç mi hiç bilmemesidir.

her şey yerinde doğrulanır. fırtına fırtına olduğunu bilmez. bilse de değişmez. bilmeye değer şeyin öğretilemeyeceğini de bilelim: us her şey değildir.

şiirde sözcüklerin bir anlamı yoktur, "kullanımları" vardır.

anlam türk şiirinin bir hastalığıdır.

bütün iyi yapılmış yemeklerde yapanın kendisinden bir şey vardır, bir çeşit yaratma. yemek de yaratma gibi bir kişilik işidir. pek öyle reçetesi yoktur, kişinin ekini sorunudur, sorun sözkonusuysa.

anlatıya kavuşmuş her şey ölüdür.

nietzsche: nasıl olursa olsun, cinsel yaşamı küçümseme, onu ayıp kavramlarla lekeleme, yaşamın kendisine karşı işlenmiş bir suçtur.

cife-i dünya değil, kerkes gibi matlubumuz
bir bölük ankalarız, kaf-ı kanaat bekleriz (fuzuli)

yazdıklarımdan benim boyumu bosumu, sevdiğim yemekleri, kağıtları, kalemleri, harfleri, suları, hayvanları, kadınları, çocukları, bütün insanları, bütün nesneleri öğrensinler isterim. bu dünyada yaşadığımın bilinmesini istemektir bu. yaşama olayına sahip çıkmak.. yazmak, bu anlamda, önce kendimi, sonra da yeryüzünü var etmektir.

pablo neruda: oyuncakla oynamayan bir çocuk, çocuk sayılmaz.

nedir yaşamak? yaşamak benim için dünyayı algılamak, kavramak, bulgulamak, ona bir anlam vermektir. bunun için, yaşamak bu yolculuğa çıkmak, her şeyden önce de bunu göze almak, buna katlanmaktır. yani yaşamın kendisi gibi her gün uyanmak, her gün yenilenmek, büyümek.

şiir, minareden yere düşen bir taşın düşmeyip asılı kalmasıdır.