10.9.10

tarih

herodotos

en değerli şey, zeki ve güvenilir bir dosttur.

gerçek bilgelik kaygı ile düşünmektir, her talihsizliği hesap etmek; ama bir kere eyleme geçtikten sonra da cesur olmaktır.

kendini beğenmişlik uğursuz bir şeydir, eldeki güç onu besler ve haset insanoğluna daha doğduğu andan itibaren pençesini geçirir. bu iki kusur insanı canavar haline getirir; cinayetlerin yarısı kendini beğenmişlikten, öbür yarısı hasetten gelir.

kimse barış dururken savaşı seçecek kadar deli değildir; barışta oğullar babalarını gömerler, savaşta babalardır oğullarını mezara indiren.

sokrates: yunan sitelerinde el sanatları, haklı olarak hor görülür. insanı hep gölgede ve oturarak çalışmaya zorlar, vücudun gelişmesine engel olur. vücut zayıf düşünde kafa da kalınlaşır. ayrıca insanın ne arkadaşlarına ayıracak zamanı, ne de kamu işlerine bakacak hali kalır.

bir efendinin buyruğu altında yurttaşlar istekli davranmazlar; çünkü bir efendi için çalışmaktadırlar; oysa özgür oldukları zaman, artık kendi öz çıkarları haline gelmiş olan şeyi canla başla savunurlar.

acele etmek her işi yanlışa sürükler, büyük zararlar genellikle bundan çıkar; beklemek değerli bir sanattır, kazancı çabuk görülmese bile, zamanla ortaya çıkabilir.

bir ömür boyu, acımaya daha çok layık olan nice olaylar görürüz; zira bu kısa ömür içinde bunlardan ya da başkalarından bir tek kişi yoktur ki, ara sıra değil sık sık, yaşamaktansa ölmek daha iyi diye düşünmesin; zira hiçbir mutluluk sürekli değildir. üzerine çöken felaketler, ağzının tadını kaçıran hastalıklar, bu kısacık ömrü ona çok uzun gösterir. işte bunun için eziyet çeken birisi için ölüm, insana en iyi sığınak gibi gelir; ama tanrı bize tatlı şeyler de tattırır ve bizi aldatan da onun kıskançlığındaki bu inceliktir.

büyük işler büyük tehlikelere atılmadan gerçekleştirilemez.

asurlular, hastalananları kentin meydanına getirip koyarlar; çünkü hekim yoktur. gelen geçen hastaya hastalığı üzerine öğütler verir, kimisinin kendi başından da böyle bir hastalık geçmiştir, kimisi bir başkasında görmüştür; hastanın yanına gelirler, çareler gösterirler, kendilerinin o hastalıktan öyle kurtulmuş olduklarını ya da başka birisinin öyle kurtulduğunu gördüklerini söylerler. hastaya bir şey söylemeden geçmek yasaktır; yoluna gitmeden önce, derdinin ne olduğunu öğrenmek gerekir.

"nasıl başlayacağı bilinir, nasıl biteceği bilinmez."

mısırlılar, psammetikos'u bırakıp ethiopia'nın yolunu tutmuşlar. bunu haber alan psammetikos peşlerine düşmüş; yetişmiş ve boşuna yalvarıp yakarmış: "kendi öz yurtlarınızın tanrılarını, karılarınızı ve çocuklarınızı bırakıp gitmeyiniz." demiş. o zaman bu savaşçılardan biri, erkeklik aletini çıkarıp göstermiş ve "bu bende olduktan sonra nerede olsa karı da bulurum, çocuk da yaparım" demiş.

her işte önceden akıllı davranmak, genellikle sonucun iyi olmasını sağlar.