22.9.10

onuncu köy

fakir baykurt

karşı mahalleye "üç damlar" derlerdi. şimdi orda, yirmiden fazla ev var. demek ilk icat olduğunda üçtü. bir ad ki, nasıl konur kardaşım, öyle kalır.

kimine yağ mumu, kimine balmumu.

köylük yerde, bir kapıda korunabilmek için dilini tutacaksın. bir kısım davanı öbür dünyaya saklayacaksın.

iki su bir ekmek yerine geçer.

- ne zararı var sana dinin?
- ne zararı olsun? ama çevremde öylelerini görüyorum ki, din ezmiş, bastırmış! kendilerine güvenlerini öldürmüş. bir büyük destekleri olmadıkça, bir değere sahip olmadıkları inancını yerleştirmiş.

her insanın ömründe bir lekesi, bir utancı olur derdi eskiler.

bahar gelende, ağkurtları, keseleri delip dallara yayılır. meyve çiçeklerinin içine yumurta yaparlar. çiçekler meyve olunca, yumurtalar içerde kalır, sonra büyüyüp kurt olurlar.

tüfeğin vurmazı olmaz, gözlemeye göz gerek. karının da vermezi olmaz, istemeye yüz gerek.

kepeneğin altında er yatar.

çirkin ile bal yenmez, güzel ile taş taşı. güzelin kahrı çekilir.

zaten ne namaz biliyor, ne aptes! doğru dürüst cumalara bile gelmiyor! namaz düşünmeyen adam ne düşünür? fitnelik, fesatlık! dahi komonistlik düşünür! öyle değil mi ihtiyar, cevap ver bana; başka ne düşünür?

malum ya, ayart, büyüden kuvvetlidir.

her tedariği tamam. ille bir şirin kancık! çalışmalı, sonra sevişmeli. sevişen insanın kimseye ziyanı olmaz.

nasıl evin kapısı varsa, lafın da kapısı var. kapı dururken bacadan girilmez.

insan yediğiyle değil, hazmettiğiyle yaşar.

hovarda dediğin gece kuşudur. ortalık ışımadan yuvasına döner.

sığırın alası dışındadır, insanın alası içinde. sığırı tanırsın da, insanı tanıyamazsın! ne gayede gezdiğini bilemezsin!

bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da.

kız kısmının bir gecelik işi var. ikinci gün kervan geçer yol olur. üç gün gelinlik sürer, sonra haydi ahıra! haydi yazıya! ahırda yarı beline kadar mayısa batar. yazıda ellerine diken dolar. yüzünü güneş kavurur.

köylüyle birlikte bizi de isterlerse, nazlanmaz, gideriz. gider, görmedik deriz. görmedik, bilmiyoruz, tamam! dünyada en doğru cevap budur. görsen bile görmedim. yanan yansın, sönen sönsün.

bizden ırak olsun, cehenneme direk olsun.

cahil milletlerin karıları doğurgan olur. bunu biz de bilirdik ama böyle değil. biz, yoksulun çocuğu çok olur derdik. oysa, cahilin çocuğu çok olurmuş. sen diyeceksin ki, ikisinin arasında fark yok! ha ali hoca, ha hoca ali! valla doğru! çocuk bolluğundan kurtulmak için varsıl olmalı, okuma yazma bellemeli insan! bir de var ki, herkes okur yazar olursa, o zaman da asker durumu tehlikeye düşer. madem yoksulluk azaldıkça, okuma irelledikçe çocuk az oluyor, asker de az olur. bir de bakmışsın, türk'ün ordusu tükenivermiş! bu da iyi değil. heral bunun için, yeni parti yoksulluğu artırıyor, okul işini de gevşetti. okuma, okuma ama o kadar değil! bakarsın bir harp olur, cepheye sürecek asker yok. çok kötü olur, hocaa!

cami hocaları ne diyor hutbede: "karı senin tapulu malındır; ister döver, ister seversin!"

gönlün sığdığı yere köy sığar.

demokrasinin sakıncaları da var. her şeyden önce, adını getirmekle, kendisini getirmiş olmuyoruz. iş bunda da gelip eğitime dayanıyor. cahillik, toplumsal yaşayışımızda gedikler açıyor. yunus bey'ler bu gediklerden işliyor. arapça okulları da böyle.

varını veren utanmaz.

hey benim tanrım, dünyayı yarattın, iyi güzel, çok teşekkür ederiz, binlerce şükür sana, ya bu akılsız kulları neye yarattın?

orası karanlık bilmece! iki köpek için, iki çocuk için, birbirleriyle kanlı bıçaklı olurlar da, kardaşın kardaşa vermeye kıyamayacağı topraklar için seslerini çıkarmazlar! anlaşılmaz bilmecedir burası!

yalandan mal mülk olur, her şey olur, türkü olamaz.

gelmek iradeyle, gitmek müsaadeyle.

iyi adam eşeğinden, iyi karı döşeğinden belli olur.

görmek yeter! şöyle yakına gelse, yan gözle baksan.. tamam! ama dikkatli olacaksın. boyuna bosuna, eline yüzüne, kalçasına buduna.. avrat pazarında bunlar önemli. asıl önemlisi, ağzına bakacaksın. kadın kısmının ağzı dar gerek. onların her yeri ağzına kıyastır.

olacaksan bir yiğide yar ol dünyada!

sana kulak verecek insanlar var; eğer gerekli tavrı almazsan, bir şeyler yapmazsan, haksızlıklar inatçı kan çıbanı gibi sürüp gidecektir! gerektiğinde sadece bir göz etmek, insanları uyarmaya yeter!

eşeğin canı yanınca, atı kor geçer. bıçak kemiğe dayanınca, elbet köylü takımı da bir şeyler yapar.