27.9.10

nostalji

svetlana boym

nostalji, modern zaman fikrine, tarih ve ilerlemenin zamanına karşı bir isyandır. nostaljik kişiler tarihi silmek ve özel ya da kolektif bir mitolojiye dönüştürmek, zamanı mekan gibi yeniden ziyaret etmek isterler; insanlığın başına bela olan zamanın geri çevrilmezliğine boyun eğmeyi reddederler.

nostalji, özlemin bizi diğer insanlara karşı daha empatik yapabilmesi anlamında paradoksaldır; ancak özlemi aidiyetle, yitirilenle ilgili kaygıyı kimliğin yeniden keşfiyle düzeltmeye çalıştığımız an, genellikle yollarımızı ayırır ve karşılıklı anlayışa son veririz. algia (özlem) paylaştığımız şey, nostos (eve dönüş) ise bizi bölen şeydir. günümüzde birçok güçlü ideolojinin özünü oluşturan, bizi duygusal bağlılık uğruna eleştirel düşünceyi bırakmaya ayartan ideal evi yeniden inşa etme vaadidir. nostaljinin tehlikeli yanı, gerçek evle hayali evi birbirine karıştırma eğiliminde olmasıdır. aşırı durumlarda hayali bir anayurt, insanın uğruna ölmeye ya da öldürmeye hazır olduğu bir anayurt yaratabilir nostalji. üstünde pek düşünülmeyen nostalji, canavarlar yaratır. yine de duygunun kendisi, yerinden edilmenin ve zamanın tersine çevrilmezliğinin yası, modern insanlık koşulunun tam kalbindedir.

nostaljinin nesnesi göründüğünden daha uzaktır. nostalji asla düz anlamlı değildir, her zaman yalındır. nostaljiyi dış görünüşüne bakarak değerlendirmek hata olur. nostaljik yeniden inşalar taklide dayalıdır; geçmiş şimdinin ya da arzulanan geleceğin suretinde yeniden yaratılır; kolektif tasarımları kişisel arzulara benzetmek -ve tersi- için çaba harcanır.

geçicilikle mest olan, geleneğe nostaljiyle bakan şair, olmamış ama olabilecek şeylerin matemini duyar.

ulusal farkındalığın cemaatin içinden değil, dışından geliyor olması şaşırtıcı değildir. yok olmaya yüz tutmuş dünyanın bütünlüğünü belli bir mesafeden gören, romantik gezgindir. seyahat ona perspektif kazandırır. yabancının bakış açısı yerli idili şekillendirir. nostaljik kişi asla yerli değildir; aksine her zaman için yerel ile evrenseli dolayımlayan yerinden olmuş insandır.

çoğu zaman insansevmezlerle karıştırılan melankolikler, aslında insanlık için çok büyük umutları olan ütopik hayalcilerdir.