14.9.10

doğmamış kristof

carlos fuentes

eğitim olmadan ne ilerleme ne de mutluluk olur; onun olmadığı yerde çürüme, barbarlık ve utanç vardır.

yas insanın dışına kuşandığı bir şeydir.

ben kendimin heykeltıraşıyım; canlı, ıslak, kolay şekillenen malzemelerle kendimi içeriden şekillendiriyorum, çekiçlerimin ve keskilerimin sahip olduğu desenin mükemmelliği daha önce hangi sanatçıya nasip olmuş? asla tekrarlanmayacağım.

iyilikler oturduğu yerde oturur, kötülük dünyayı dolaşır.

bu ülkedeki tek deha hayatta kalmaktır.

herkes tamı tamına senin benim istediğim şeyleri ister: güç, seks, para. ama aynı ölçüde değil.

karl marx: bütün geçmiş nesillerin gelenekleri bir karabasan gibi şimdi yaşamakta olanların beyinlerine çöker.

simgenin mantığı deneyi açıklamaz; deneyin ta kendisidir. dil olgudur ve olgunun incelenmesi doğasını değiştirir.

kapitalizm varsa çürüme de vardır.

kadercilik bile özgür olmanın bir yoludur. bazen irademiz yeterli olmaz, bazı işlerin yok yere sarpa sarabileceğini bilmek lazım. yoksa özgür olamayız. aldanmış oluruz.

şevk acının tohumudur; çünkü acı şevkin tohumudur.

meksika'da her şeyi yapabilirsiniz; yeter ki suçu başkasına atın.

seyahat ufuk açıcıdır ama insanı kabız eder.

denis diderot: her şey daimi bir akıntıdır. evrenin görüntüsü sadece geçici bir geometri sunar, anlık bir düzen.

şehir tutkunun ve hareketin şiiridir; sükunet bu şiirin bir parçasıdır; nadiren görülür, kesindir, ondan korkmakla kılık değiştirmiş ölümden korkarız.

kollarım bacaklarımdan daha uzun; aslında dokunmak, okşamak, sarılmak istiyorum; koşmak istemiyorum: nereye giderim? buradan daha iyi bir yer olabilir mi? dışarısı hakkında öğrendiklerimin hangisi buradan iyi? ne de olsa insanın evi kendisini astığı yerdir.

babam ölmek ne kadar zor diyor.
annem özgür olmak ne kadar zor diyor.

belleğimiz olmasa hepimiz katil olabiliriz. bellek bize hatırlatıyor: kabil. yuatepec kaplanı. caryl chessman. dr. crippen. goyito cardenas. ama sırf bellek yüzünden seni kendime yar edemem diyemezsiniz cürme. insanların doğru olduğunu düşündüğü şeyleri değil, kendi istediğim şeyleri yapsam bile kimsenin beni şerefsizliğime ya da erdemlerime göre yargılamaya hakkı yok diyebilmesini isterim angel'in. doğru olanın doğru olanı değil, istediğimizi yapmak olduğu bir dünya isterim; o zaman istediğimizi yapmak doğru olur.

altmış dördüne basınca
yine sarılacak mısın
yine bakacak mısın bana (paul mccartney)

kamu hizmeti iktidarı elinde bulundurmayı haklı çıkaran tek şeydir.

seks gibi iktidar da sadece haklı çıkarmak gerekmediğinde zevk verir.

şairin dediği gibi, bazıları yokluk içinde sürünürken bazılarının aşırı serveti olmamalıdır.

meksika'nın tepesine çıkabilmek için benim kurallarımı dinle. bir, en büyük tutkun mutlaka para olmalı. diğerleri özel tutkulardır, kişisel hayatın da seni ilgilendirir. en iyi ve zekileri kullan. ama onlara asla onları ne için kullandığını söyleme. fazla konuşma. çok düşün. unutma, güce sahip olan sadece o gücü istiyorsa büyüktür. ama büyük olmak zengin olmanı engelliyorsa o zaman zengin olmayı büyük olmaya tercih etmelisin. esas mesele hem parayı hem gücü elinde bulundurmaktır, yine de paran olmayıp da gücünün olmasındansa gücün olmayıp da paranın olması daha iyidir; çünkü para güçtür; daha fazlasına ihtiyaç duymazsın. meksika'da sahtekar olmak kötü bir şey değildir; kötü olan, yeterince büyük bir sahtekar olamamaktır. aklının bir köşesine yaz, kamu fonlarının yönetiminde ahlaksızlığa izin verilemeyeceğini rapor etmişsen senden önceki yönetimden birkaç salağı mutlaka kodese gönder. bu ülkede senden öncekilerinin günahlarından istifade etmek için mesainin yarısını harcayabilirsin. öteki yarısında suçlamalara karşı hazırlanman gerekir.

sadece hatalar mucizeleri olanaklı kılar.

en iyisi ensest; ama aileden dışarı sızdırmamak lazım.

kendi görüş alanımızı tamamlamak için başkalarının görüş alanına muhtacız; tek göz, yarım ağız, yarım yüz, yarım beyiniz; öteki ben'dir; çünkü beni tamamlıyor.

melodram mizahsız komedidir.

kader her türlü mantıktan daha inanılmazdır, talihin kendisinden daha pezevenktir, her bireysel hayattan daha geniştir.

neden bulmak zorundayım ki seni
hiç kaybetmemişken (gabriel garcia marquez)

gözlemci sistemde istikrarsızlık yaratır; çünkü kendini belli bir bakış açısından soyutlayamaz; bu yüzden de gözlemci ve bakış açısı sistemin bir parçasıdır; yine bu yüzden hiçbir ideal sistem yoktur; çünkü gözlemci sayısı kadar bakış açısı vardır ve her biri değişik bir şey görür; gerçek kısmidir; çünkü bilinç kısmidir; görelilik dışında evrensel bir şey yoktur, dünya henüz bitmemiştir; çünkü onu gözlemleyen insanlar bitmemiştir ve zapt edilmez; uçucu, sürekli hareket halindeki hakikat, bu dünyadaki bütün keyfi duruşları ve her bireyin göreli hareketlerini dikkate alan hakikattir.

insanın kendini tamamlama arzusu ötekini fetheder, onu değiştirir, onu kendisinin yapar.

bir çakal ezilenler kadar ezenlere de saldırabilir. dayak yerine müzikle eğitin yeter. dağların ardında, kimsenin göremeyeceği yerlerde gizlenen insanlara böyle söylüyor, onlara yemek verin, sizden korkmasınlar, onlara otomatik pikaplık yapın, böylece sizden korkmazlar, sonra onları kasabaya götürün arabalara da alışsınlar, limanın sesine alıştırın onları, turistlerin kokusuna, sonra günün birinde bir otel lobisine salıverin birini, bakın bakalım neler oluyor..

henri bergson: beden kendi temsilimizin sürekli olarak yeniden doğan parçasıdır.

meksika vatandaşları: sanayileşin! daha uzun yaşamasanız bile daha iyi yaşarsınız.

insanlar birbirleri üzerinde tahakküm kurmadan birbirlerini sevebilirler mi? birbirlerinin anasını bellemeden sevişemezler mi? babamın aşkı olduğu ve inandığı şeyin sınırları içinde: annemi istediği bir şeyin bir parçası olarak seviyor: bir düzenin. hiçbir düzenin bütünüyle yeterli olmayacağını da biliyor. öte yandan annem aşk aşık; ama aşkın sadece aşkı aramak olduğunu gayet iyi biliyor. birbirlerini nasıl anlayabilirler? annem ona haklı olduğunu kanıtlıyor; eğer erdem aşksa ve aşk da aşkı aramaksa hiçbir düzen yeterli değildir. babam ona kendisinin haklı olduğunu kanıtlıyor; aşk kurulu bir düzenin parçası olamaz, düzeni sorgular, düzeni aşar ve dudakların dudaklara her değişinde, bir elin sanki kendisininmiş gibi bir başkasının cinsiyetine her uzanışında düzeni dönüştürür; tahakküm başlamıştır, siz kadınların suçu üretmesi kaçınılmazdır, bizi mahkum edersiniz, biz de kendimizi suçlu hissederiz, orospular bizim suçu kabul ettiğimizi görmeden rahat etmezler, işte bu yüzden bugün suçu üzerine almanı istemiyorum, böylece kendimi asla suçlu hissettirmeyeceksin bana, böyle sürsün, sevgilim, tarihteki ilk mutlu çift olalım.