16.9.10

cesur yeni dünya

aldous huxley

tarihi gerçeklerin çoğu can sıkıcıdır.

dünya babalarla doluydu -o yüzden de mutsuzlukla doluydu; dünya annelerle doluydu -yani sadizmden namusa kadar uzanan bin bir türlü sapıklıkla doluydu; erkek ve kız kardeşlerle, amcalarla ve halalarla doluydu -yani delilik ve intiharla doluydu.

hep düşünüyorum da insan, annesiz olmakla bir şeyleri kaçırmış olabilir.

baskılanan dürtü taşar ve oluşan sel, duygulardır, ihtiras selidir ve bu sel deliliğe dahi dönüşür; akıntının gücüne, setin yüksekliğine ve karşı koyma gücüne bağlıdır. önüne set çekilmeyen akıntı, belirlenmiş kanallardan geçerek sakin ve keyifli bir varoluşa akar.

hiç, içinde dışarı çıkmak için bir şans verilmesini bekleyen bir şey varmış gibi hissettin mi kendini?

sözcüklerin iyi olması yetmiyor; onları iyi bir amaç uğruna kullanmak gerekiyor.

ıstırap karşılığında kazanılan şeylerle kıyaslandığında, şu andaki mutluluk çok sefil kalır. ve tabii ki istikrar, istikrarsızlık kadar gösterişli değildir. mutlulukta, şanssızlığa karşı verilen mücadelenin ihtişamlarından hiçbiri yoktur. günahla mücadelenin veya ihtiras ya da şüphe nedeniyle ölümüne altüst oluşların görkemini bulamazsınız mutlulukta. mutluluğun yüce bir yanı yoktur.

bir dostun temel işlevlerinden biri, vermek istediğimiz; ama düşmanlarımıza uygulayamadığımız cezaları -daha yumuşak ve sembolik bir biçimde- çekmektir.

düzenin her türlüsü kaostan yeğdir.

optimum toplum, buz dağı örneğine göre kurulur; dokuzda sekizi su seviyesinin altında, dokuzda biri üstünde.

değişmek istemiyoruz. her değişim, istikrar için bir tehdit unsurudur.

eğer farklıysan yalnızlığa mahkum oluyorsun.

bugün alabileceğin keyfi asla yarına erteleme.

çelik olmadan araba yaratamazsınız; aynı şekilde sosyal çalkantı olmadan da trajedi yaratamazsınız.

zamanında alınmış bir gram, dokuzundan tasarruftur.

insan mutluluk konusunu düşünmek zorunda olmasa, yaşam ne kadar eğlenceli olurdu!