7.8.10

sosyete

virginia woolf

o zamanın, daha doğrusu herhangi bir dönemin londra sosyetesinin gerçekçi bir tanımı yaşamöykücünün ya da tarihçinin yeteneklerini aşar. yalnız gerçeği pek gereksinmeyip ona hiç saygı duymayanlara -şairlerle romancılara- güvenilebilir bu konuda; çünkü bu gerçeğin zaten var olmadığı durumlardandır. hiçbir şey yoktur. her şey bir miyasmadan, seraptan ibarettir. bunu şöyle açıklayabiliriz: orlando sabahın üçünde ya da dördünde bu şölenlerin birinden eve yanakları bir noel ağacı, gözleriyse yıldızlar gibi gelebilirdi. korsesinin bir bağını çözer, odayı yirmi kez arşınlar, ikinci bağı çözer, durur, odayı yine arşınlardı. çoğu kez o yatmaya karar verdiğinde güneş southwark bacalarının üstünde ışıyor olurdu ve sonunda uyuyakalmadan önce bir saat ya da daha uzun bir süre bir o yana bir bu yana döner, gülüp şarkı söylerdi. tüm bu heyecanın nedeni neydi dersiniz? sosyete. peki sosyete aklı başında bir hanımı böylesine heyecanlandıracak ne demiş, ne yapmış olabilirdi? açıkçası, hiçbir şey. ertesi gün orlando ne kadar kafa patlatırsa patlatsın, "bir şey" nitelemesini hak edecek tek bir sözcük bile anımsayamazdı. lord o. pek nazikti. lord a. pek terbiyeli. c. markisi pek hoş. bay m. eğlenceli. ama sıra onların nezaketinin, terbiyesinin, hoşluğunun ya da nüktedanlığının ne içerdiğine gelince, belleğinin yanıldığını düşünmekten başka çaresi kalmazdı; çünkü tek bir şey bile gelmezdi aklına. bu her zaman böyleydi. ertesi güne hiçbir şey kalmıyordu; ama onu heyecanı yoğundu. demek sosyetenin, hani şu marifetli ev sahiplerinin, noel zamanı sıcak sıcak sundukları, tatları bir düzine farklı maddenin kıvamınca birleştirilip karıştırılmasına bağlı içkilerden biri olduğu sonucuna varmak zorundayız. bu maddelerden birini ayıracak olursanız, kendi özünde yavandır. lord o.'yu, lord a.'yı, c. markisi'ni ya da bay m.'yi ayırın, her biri kendi başına bir hiçtir. hepsini birbirine karıştırın, birlikte tatların en esriticisini, kokuların en baştan çıkarıcısını yayarlar. yine de bu esrime, bu baştan çıkarıcılık hiçbir biçimde çözümlenemez. demek ki sosyete hem her şeydir hem de hiçbir şey. sosyete dünyanın en güçlü iksiridir ve sosyete diye bir varlık kesinlikle yoktur. bu tür hilkat garibeleriyle ancak şairler ve romancılar başedebilirler; onların eserleri böyle bir şey-hiçbir şey-lerle tıka basa doludur ve bu konuyu en iyi dileklerimizle onlara havale etmekten mutluluk duyarız.

ona girebilmek her iyi aile çocuğunun hedefiydi. kibarlıktan geçilmiyordu. babalar oğullarını, anneler kızlarını yetiştiriyorlardı. her iki cins için de adabımuaşeret bilimini, baş eğme ve diz kırma sanatlarını, kılıç ve yelpaze kullanımını, diş bakımını, bacakların yönetimini, diz esnekliğini, bir odaya girip çıkmanın yolunu yordamını ve kendi de sosyetede bulunmuş herhangi bir kişinin anında aklına gelebilecek binlerce başka şeyi içermeyen bir eğitim eksik sayılıyordu.