8.8.10

kusursuz nihilist

keith ansell-pearson

soylular, yönetilenler üzerindeki hakimiyetlerinin kendilerine sağladığı menfaati hesaba katarak, yaşamı kabına sığamayan bir güç duygusu olarak kavrarlar. vermek ve bahşetmek isteyen bir zenginlik bilincine sahiptirler. soylu insan, kendi üzerinde güç uygulayan bir varlık olarak kendisinden gurur duyabilir. ama bunu yalnızca, kendisini daha düşük düzeylerden ayıran mesafe pathosu aracılığıyla başarabilir. oysa köle ahlakı tipi, yani zayıf ve ezilmiş olanın ahlakı, tüm insansı koşullar hakkında kötümser bir kuşkuculuğa yol açar. köle, güçlünün erdemlerine kötü gözle bakar; varoluşunu kolaylaştırmaya hizmet edecek olan acıma, tevazu ve sabır gibi vasıflara saygı duyar.

modernliğin son derece muğlak bir bireycilikle karakterize edildiği göz önüne alınırsa yeni bir etik yaşam nasıl mümkün olabilir? bir yandan, herkes için bireysel özgürlüğün sağlanması ilerici bir atılımı yansıtır. ama öte yandan, potansiyel olarak yıkıcı ve baskıcıdır; değerleri ve inançları yalnızca kendi dar perspektifinden yorumlayan burjuva bencilliğinin saltanatıdır.

devletin, yasanın ve adaletin varoluşu, saf ahlaka dayanmanın yetersizliğinin bir sonucudur. devlet basitçe egoizme son vermek için kurulmaz; bunun yerine bencil bireylerin çoğulluğundan kaynaklanan zararlı sonuçları etkisiz hale getirmek üzere kurulur.