17.8.10

kulleteyn

turan dursun

edebiyattaki "edeb"li aydınım bilir misin nedir "kulleteyn?" ve bilir misin onu yaratan şeriat nasıl bir ilkelliktir?

"kulleteyn" sözcüğü "iki kulle" (yaklaşık 13 ton) su demek. durağan bir suyun temiz (tahir) sayılabilmesi için şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. daha az olamazdı. bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun temizdi artık. pisliklerle dolu bile olsa. doluydu da zaten. ilk görüşte bataklık bile sanılabilirdi. görünüş öyleydi. zaman zaman yıkanan bulaşıkların, su almak için daldırılan yağlı, isli tencerelerin bıraktığı yağlar, isler, bulaşıklar ve atılan türlü pisliklerle vıcık vıcıktı. yüzeyindeki bez, tezek, odun parçaları, kimi kanlı, kimi yeşilimsi, top top ya da uzayıp şuraya buraya tutunmuş "fırtık"lar (sümükler), daha bir nice şey; kalınca bir tabaka oluşturuyordu. şeriatın burada su dediği şeyse, bu tabakanın yer yer bölünüp parçalandığı kesimlerde kendini gösterebiliyordu ancak. türlü renkler arasında. ama mademki şeriat temiz demişti, temizdi. şeriat neye pis diyorsa pis olan da oydu.

ve peygamberin de en sağlam hadis kitaplarında bile yer alan bir açıklaması vardı:

"bir su eğer kulleteyn ölçüleri içinde olursa pis tutmaz."

yiyecek ve içeceklere düşen bir sineğin bir kanadında "zehir", öbür kanadındaysa "panzehir" bulunduğu bildiriliyordu hadiste: "sineğin bir kanadı battığında, öbür kanadını da siz batırın. çünkü bir kanadında zehir, öbür kanadında panzehir var."