4.7.10

anka kuşu

can dündar

"askerlik, insanların bir şey yapmadan, büyük bir görev yerine getiriyormuş rahatlığıyla yaşadıkları bir alandır." (tolstoy)

türkiye gibi ülkelerde bir insan bir alanda sivrildi mi, artık her alanda ondan hizmet beklerler.

yetenek iyi bir şey ve bir ölçüde gerekli. zeka da öyle. ama buluş yapmak için başka şey gerekiyor: gerçekten bir şeyi bulmak istemek, o işle sürekli, inatla uğraşmak, başka bir işle uğraşmadan onu sonuca götürmek. şans tabii faydalıdır her zaman, yani yeteri kadar çalışırsanız şansın da faydası oluyor.

ismet inönü: hitler bizden önce hazırlanmaya başladı. yıllarca çalıştı, ordusunu hazırladı, insanlarını hazırladı. en büyük güç olarak ortaya çıktı. ondan sonra etrafa saldırmaya başladı. etraftakiler önce şaşırdılar; ama eninde sonunda toparlanacaklar, bir araya gelecekler, yükselecekler ve ondan sonra hitler'in önüne geçecekler.

hayri dener: bilim hem güzeldir hem korkunçtur. güzeldir; çünkü bilimsel kuralları türkiye'de öğrenseniz de, bunlar bütün dünyada geçerlidir. ama korkunçtur; çünkü insafsızdır; bilim kuralları hiçbir şekilde taraf tutmazlar, o kurallara uyan insanlara kolaylık gösterirler, uymayan insanları da ezip geçerler.

churchill'in o zaman babama yazdığı meşhur bir mektubu vardır: "şimdi önemli bir dönemi kapattığımız zaman.. size beraber olduğumuz zamanlardaki iyi hatıralarımı söylemek istiyorum. başarılarınızı kutluyorum. 2. dünya savaşı'ndan türkiye'yi nasıl çıkardığınızı hep hayranlıkla hatırlıyorum" gibi şeyler söylemişti.

ismet inönü: en zor şey, insanları, gerçekten hizmet yolunda olduğuna inandırmaktır.

bir askerin doğru dürüst siyaset yapması kolay değil. yetişme şekilleri ona uygun değil çünkü. bir defa her fikre açık değiller; bazı fikirlerin zararlı olduğuna inanıyorlar. "siperde ilim yapılmaz" derdim ben; çarpışırken bilimle uğraşmaya ne vaktiniz ne de ruhi durumunuz müsaittir. değişik fikirleri saygıyla ele almak zorunda değilsinizdir. askerlerin öyle bir tutumu vardır.

şerif mardin: bu aleviler çok ilginç bir gruptur. türkiye'de baskı gören bir gruptur. böyle grupların da bir davranışı vardır: hep zor durumda tutuldukları için haksızlığa uğradıklarını söylerler, ki doğrudur da; ama ellerine fırsat geçerse onlar da benzer şekilde davranabilirler. haklarını vermeli; ama dikkat etmek gerekir.

deneyim eksikliği, girişim cesaretini artırır.

ülkenin önde gelen gazeteleri basit gerçekleri bu kadar saptırarak kamuoyunda sürekli yanlış izlenimler yaratmaya çalışıyorsa o ülkede çürümüş bir şeyler var demektir. o zaman da o ülkenin insanları durumu düzeltmek için her çareye başvurarak gereğini yaparlar. hatta 70 yaşını geçmiş insanlara parti kurdurup hiçbir şeyden çekinmeden arkalarından giderler.

savaşa girmek kolaydır; ama çıkmak zordur.

siyasetçilerin halk dalkavukluğu yapmak, demagoji yapmak gibi bir hastalığı var. demokrasinin her zaman en iyi insanları göreve getirmemek gibi zorlukları var; ama bunlar da aşılabiliyor zamanla. buna karşılık demokratik düzenin büyük çoğunluğun eksikliğini görmek gibi bir gücü de var. tehlike anlarında herkesi bir araya getirmek gibi bir kuvveti de var.

ölümden korkmaya gerek yok. çünkü insan öldüğünü fark etmez; ancak yaşadığını bilir. dolayısıyla onun bakımından yaşam sonsuzdur.

insanların fikirlerine saygı göstermek, bütün yaşamımca bağlı kaldığım bir ilke oldu. beğensem de beğenmesem de, anlasam da anlamasam da fikirlere saygı göstermek ve korumak. elimde imkan olduğu sürece.