16.6.10

clarissa

stefan zweig

"milyonlarca lüleli peruk da taksan, arşınlarca yüksekteki kaideye de çıksan, neysen osundur." (goethe)

düşüncelerin yalnızca sözlü olarak dile getirildiği bir yüzyılda yaşamıyoruz. sıradan insanların ihtiyacı olan, bir şeye dahil olma hissidir, zamanın akışına sözde varlıklarıyla katılmaktır.

büyük dehalar düzeni, daha küçükler ise insani olanı kurar.

içedönük doğaların gizli bir gücü vardır; onlar dışadönük insanlarda kısa süreliğine de olsa ciddiyeti açığa çıkartmayı ve ağırbaşlılıklarıyla onların temeline inmeyi bilirler.

hayatta yalnızca bir şey dört dörtlük yapılabilir. yalnızca bir şey; ama onu da tam yapmak gerekir. bunun ne olduğu önemli değildir, kimse kendini aşamaz; ama hayatını bir tek şeye odaklayan, doğru bir şey yapmış olur. bu şey yalnızca doğru, dürüst, temiz bir şey olmalıdır ve insanın kendi kanıymış gibi kanıksadığı bir şey olmalıdır. eğer insan kendi yaptığını doğru buluyorsa, diğer insanların buna saçmalık ya da aptallık demeleri önemsizdir.

insanlar her zaman kendilerine en yabancı olan şeye hayran olurlar.

eğer ciddiye alındığını fark ederse nevrozlu bir hasta karşısında bitmişsiniz demektir.

büyük insanlar hayranlık duyar; ama belli bir mesafeden; çünkü yakınlığın iyi olmadığını düşünürler.

her etki zamanla yıpratır.

milliyetçilik her şeyi mahvediyor. tek bir vatanın her şeyin üstünde olması ne kötü! vatanlarımızın aptallıklarının içine sürükleniyoruz. dürüst ve iyi niyetli olmak neye yarar; eğer tepedeki bir avuç insan böyle olmak istemezse. boğa kırmızı bez parçasına baktığında ne görüyorsa onlar da başka bir bayrağa baktıklarında aynısını görüyorlar. bu vatanperverlikten sıyrılmalıyız. vatanların canı cehenneme!

vasat yetenekler için yüksek makamlar tehlikelidir; kişi kendini aşmak zorunda kalırsa kişiliği bozulur.

insan kendisinden daha öte bir şeyler olmak zorundadır.

goethe: insanlar kızıldeniz gibidir; asa onları ayırdıktan hemen sonra tekrar bir araya gelirler.

başkalarını iyi tanımadığımız halde onlar hakkında fikir sahibi olduğumuzu sanarak kendi kendimizi kandırırız.

düzene ayak uyduramayan yapayalnız kalır.

insanın bir şeyi yaptığı ya da yapmadığı için kendisinden utanacağı birilerinin olması iyidir. bu, bazı şeylerin üstesinden gelinmesinde yardımcı olur.

en içten hisler karşısındakine anlatılmadıktan sonra ne değer taşır ki?

birine düşünce yoluyla yoğunlaşıp onunla ilgili bir şeyi dürüstçe ve içtenlikle düşünürsek düşündüğümüz şey gerçek olur.

korkmak binlerce defa ölmek demektir, ölümün kendisinden beterdir.

bir türk hapishanesi, hafife alınacak bir şey değildir.