2.6.10

çarpışma partisi

chuck palahniuk

doğru fiyatı verirseniz, insanlar gerçekten size her şeyi satabilir.

tanrılarının bakire bir insandan ölümlü bir çocuk tasarladığına inanan milyarlarca insanın yaşadığı bu dünyada, o insanların çoğunun azıcık hayalgücü olması şaşırtıcıdır.

bazı insanlar insanoğlu olarak doğar. geri kalanımız ise insan olabilmek için hayatımız boyunca uğraşırız.

insanların küçük kasabalardan ayrılmak istemesinin en büyük sebebi, geriye dönme fikrine kapılmalarıdır. yerinde çakılıp kalmalarının nedeni ise çıkıp gitmeyi kafaya koymalarıdır.

hayatın en rahat kısmı, omzunun üzerinden geriye bakmak ve senden kötü durumdaki insanların arkanda sıraya girmiş olduğunu görmektir.

hiç kimse o kadar ilginç değildir. herhangi bir kimsesiz ve tuhaf kişi, tuhaf kişilerin bulunduğu büyük bir yuvadan gelir.

sadece başkalarının gözünde var oluyoruz.

yarın sahip olacağınız gelecek, dün sahip olduğunuz gelecekle aynı olmayacaktır.

hiçbirimiz bu akşamki kadar genç olamayacağız.

ailenizin sınırlarının yaşayan kanıtı olmak için büyürsünüz. onların önemsiz başyapıtı olursunuz.

ister piranski yumurtaları olsun ister tibet'teki budistlerin kumdan mandalaları olsun, bunların ortak noktası, yoğun bir şekilde odaklanmak ve sanatçının tüm dikkatini toplamasıdır. sanat eserinin kırılgan doğasına rağmen, sürecin kendisi zamansal olanın dışına çıkmanın bir aracı haline gelir.

doğduğunuzda hiç kimseyi seviyor olmazsınız. sevmek sonradan öğreneceğiniz bir beceri. bir köpeği evde eğitmek gibi. geliştireceğiniz veya geliştiremeyeceğiniz bir yetenek belki de. tıpkı kaslarınız gibi. lanet olası ailenizi sevmeyi kendinize öğretemezsiniz, gerçekten sevemezsiniz. hiç kimseyi sevemezsiniz.

çalışmadan kazandığınız parayı çok kolay harcarsınız.

zeki bir satış elemanının en büyük becerisi nasıl dinleyeceğini bilmesidir. ve gerçekten etkili satış elemanı, sizi cidden sikine taktığını göstermek için nasıl numara yapacağını bilir.

hayatım değersiz ve sıkıcı olabilir ama en azından benim hayatım; fabrikada üretilmiş, ikinci el, kalitesiz bir hayat değil.

her aile sıradan, küçük bir tarikattır.

yeterince insan bir yalana inanırsa, o artık yalan olmaktan çıkar.

oscar wilde: her adam sevdiği şeyi öldürür.

peygamberler ve sanatçılar, eşiğe ve marjinalliğe meyillidir; "uçlarda yaşayan kişiler" olarak durumlarının gerektirdiği görevlerin klişelerinden ve rol yapmaktan kendilerini kurtarmak ve tutkulu samimiyetlerini kullanarak düşünceleriyle ve hayal güçleriyle diğer insanlarla hayati ilişkiler kurmak için çaba gösterirler.

sevdiğiniz insanlar ölür. sahip olduğunuz hiçbir şey sonsuza kadar varlığını sürdürmez.

en büyük medeniyetler daima salgın hastalıklar yüzünden yok olmuştur.

boklu bir herif, bir kızla birlikte olmak için para öder ama ondan sonra gelen herkes o kızı beleşe getirir.

ya gerçeklik herhangi bir hastalıktan başka bir şey değilse?

belki de bir daha yapamayacağınızdan korktuğunuz için, haftalarca bir şey deneyimleyemediğiniz oldu mu?

küçük kasabalarda, trajik bir şekilde, genç insanlar hep tuzağa düşürülür ve onlara yaptıkları küçücük hataların hesabı hayatlarının sonuna kadar sorulup durur.

yozlaşmış ve kötü bir sistemin sadece bir ürünü olduğunu fark ettiğinde, zeki bir insan nasıl tepki verir? aldığınız her nefesin, vergi olarak ödediğiniz her doların, doğurduğunuz ve sevdiğiniz her bebeğin, bir şekilde kötü olan bir sistemi sürdüreceğini öğrendikten sonra yaşamaya nasıl devam edersiniz? içinizdeki bütün hücrelerin ve kanın büyük kötülüğün bir parçası olduğunu bilerek nasıl yaşayabilirsiniz?