20.5.10

mahrem

elif şafak

baktın ki kem söz işiteceksin, evvela kendin dalga geç kendinle; hatta en çok sen dalga geç ki, başkalarına fırsat kalmasın. ismini sen koy marazının; hatta davul zurnayla duyur ki merhamet yoksunu ismini, sana lakap takmaya yeltenenlerin hevesleri kursağında kalsın. yani baktın ki başkaları seni hırpalamak üzere, kendi kendini hırpalamalısın kalkan niyetine.

kadın kısmının gemisi batsa batsa, sorumluluklar ambarında açılan gedikten azar azar su ala ala değil, beklenmedik bir anda hayaller mendireğine gümbür gümbür yağan güllelerden ötürü batardı.

insanın canı neresinden acırsa, kalbi orada atardı.

eğer benim kadar şişmansanız, gövde, kafanızdaki sıkıntıdan daha fazla bir şey haline gelir. sanki.. sanki içinde yaşadığınız, havasını soluduğunuz mekan oluverir, ait olduğunuz mekan. ve insan ait olduğu mekanı kolay kolay terk edemez.

merak: gerdek gecesini sabahında, karısını dizlerine oturtmuş şehzade. "dilediğince gez." demiş "dilediğince yaşa bu kırk odalı sarayda. lakin, sakın ola kırkıncı kapıyı açmaya çalışma, kırkıncı kapının kilidini zorlama!" "sen nasıl istersen, demiş genç kadın munis bir ifadeyle. kocası dışarı çıkar çıkmaz elinde bir tomar anahtarla kırkıncı odanın önünde almış soluğu.

insanların söylediklerine inanmayı bırakalı çok oldu.