8.5.10

fahrenheit 451

ray bradbury

eğer bakarsan, gökyüzünde ayda bir adam görürsün.

"insanların başlarına getirip yücelttikleri bir liderleri her zaman vardır.. bu, işte sadece bu, zorbaların türediği kaynaktır; ilk ortaya çıktığı zaman, o bir koruyucudur."

eğer dünya kitap okumayanlarla, öğrenmeyenlerle, bilgisizlerle dolmaya başlarsa, kitapları yakmak zorunda kalmazsınız, değil mi? eğer dünyanın geniş ekranı basketbolla ve futbolla dolar ve mtv içinde boğulursa, gaz yağını ateşlemek veya okuyucu avlamak için beatty'lere gerek kalmaz. eğer ön bilgiler okul odalarının çatlakları ve vantilatörleri arasında eriyip yok olursa, bir süre sonra bunları kim bilir veya umursar?

ben 17 yaşındayım ve çılgınım. amcam bu ikisinin her zaman birlikte olduğunu söyler.

kitaplarda bir şeyler olmalıydı, hayal edemeyeceğimiz şeyler, kadının yanan bir evde kalmasını sağlayacak bir şeyler; orada bir şeyler olmalı. bir hiç için kalmazsın.

karayollarında bir sürü kalabalık herhangi bir yere, hep bir yerlere, bir yerlere, bir yerlere gidiyor, aslında hiçbir yere gitmiyor. benzin mültecileri. şehirler motellere döndü, insanlar göçebe dalgalar gibi bir yerden diğerine, ayın gelgit zamanını izlemeye başladılar. senin öğlen uyuduğun, benimse dün gece yattığım odada bu gece kalarak.

"fazla itiraz gerçeğin değerini yok eder."

her insan bir diğerinin sureti olunca herkes mutlu olur, ortada çekinilecek, korkulacak, herkesin kendisini yargılamasına yol açacak dağlar yoktur. işte böyle!

iyi yazarlar yaşama sık sık dokunurlar. ortalama yazarlar üstüne hafifçe dokunup geçerler. kötü olanlar ona tecavüz edip leşini sineklere bırakır.

bu da ölmenin iyi yanlarından biri; eğer kaybedecek bir şeyin yoksa, istediğin riske girebilirsin.

"bir caninin görüntüsü karşısında, cesetler bile kanar."

pekala, bu da seyirci toplamanın bir yolu. bir insana silah doğrultursun ve onu söyleyeceklerini dinlemeye mecbur edersin.

karşında silahlı bir adam varken çeneni kapatıp hayatta kalmak yerine, ona bağırıp, onunla alay ederek çılgına çevirecek kadar ölümü istemek ne tuhaftı!

her zaman bir budalaydım.

hepimizin fotoğrafik hafızası vardır; fakat bütün bir ömrü, gerçekten orada olan şeylerin nasıl önünü tıkayacağımızı öğrenmeye harcarız.

biz de kitap yaktık. kitapları okuruz, sonra, bulunmalarından korkarak, yakarız.

insanlığın en harikulade şeyi bu; hiçbir zaman, her şeyi yeniden yapmasını engelleyecek kadar cesaretsizliğe veya iğrentiye kapılmaması; çünkü yaptığı işin ne kadar önemli ve yapmaya değer olduğunu bilir.