18.5.10

bir küçükburjuvanın gençlik yılları

demir özlü

yaşamda hiçbir şey yitmiyor, yeniden de yaratılmıyor.

bir şeyler, çok canlı, biraz da sert bir şeyler gelip beni bulmalı. bir şeyler çarpmalı bana. geleceğimi kurmak istemiyorum. yaşanmış şeyleri yeniden yaşamak.. önceden belirli yaşam..

çocuklarını ne kadar yalnız bırakan bir toplum! bir yığın gelenek, yasak ve yalnızlık..

çıkarlarını, özlemlerini iyice hesaplamadan kurulacak bir yaşam, yeni hayal kırıklıkları getirecektir.

duygularına egemen olmayı bil. bütün bu dünya, bütün bu kent seni alıp bir yerlere götürüyor. ana varoluşunun diriliğini duyuran her şey hep dışarıdan gelmedi mi? seni gelip bulan şeyi yaşayacaksın. boğazına kadar yükselen dalgaları göğüsle. kaçacağın bir yer yok, seni gelip bulan ölüm de olsa, aşk da olsa, ölümle kaynaşan, kollarını ölüme dolayan bir aşk da olsa, iyi karşılayacaksın onu.

votka bütün yalnızlıkları hafifletir, düş kırıklıklarının arasını düşle doldurur.

nedir ki mutluluk? hayatta bir şeylerin gelip bulması seni, ummadığın şeylerin olması ya da saplantıların kendi kendini onarması. başka ne olabilir ki?

en kötü şeylere yakın olsak da neşeyle karşılamalıyız bunu.

askerlik korkunçtur, hapishaneye gelenler olur da, kışlanın kapısına olmaz. kışlanın kapısına kimse gelmez.

inanacak bir şey bulamamak, hiçbir şeye tam bağlanamamak, geçici aşklarda mutluluğu aramak, daha doğrusu düşlemek, dünyanın hiçbir yerini kendi yurdu olarak benimseyememek ve nedeni belirsiz bir tedirginlikle bunaltı. işte hepsi bu. rest nihilo.. hiçlikten hiç doğar.

en tiksindiğim şey yaşadığının bilincinde olmamak, hayatını göstermelik kalıplara göre düzenlemek.

birçok kadınla yattık ve bütün bu kadınlarda, aslında bilinçaltımızda yatan, varlığımızı kaplamış, derin, dokunulamaz, iyice bilinemez bir saflığı aradık. aslında böyle bir saflık yok.

bir zaman bu oyunları oynayıp duygularımızın en olgunlaştığı dönemde çekip gideceğiz bu dünyadan. belki acılar içinde.

yaşama sırtını dönersen ölür gidersin. yaşama sırtını dönme.

hiçbirine aldırma. bütün kuşakların yaşamı hep birkaç kişinin çevresinde döner, yutma bunu.