21.9.10

thales

denis guedj

"matematik aklın bir kurnazlığıdır."

küpeşteye dayanmış duran thales, o güne kadar bütün hayatının geçtiği ionia ülkesinin uzaklaşmasını seyrediyordu. miletos uzaklarda kayboldu. mısır'a gidiyordu. yalnızca büyük sıcaklarda esen imbat rüzgarlarının ittiği gemi, yolculuğu bir çırpıda tamamladı. mısır kıyılarına ulaştı, mariotis gölüne girdi. thales buradan, nil nehrini geçeceği bir sandala bindi.

ırmak kıyısında sıralanan kentlerdeki sayısız molayla kesilen birkaç günlük yolculuktan sonra onu fark etti: keops piramidi, kıyıdan pek uzak olmayan geniş bir düzlüğün ortasında dikilmişti. thales hayatında böylesine etkileyici bir şey görmemişti; öteki iki piramit kefren ve mikerinos da yükseliyordu düzlükte; keops'un yanında küçük kalıyordu ama gene de.. anıtın boyutları hayal etmiş olduğunun çok ötesindeydi.

thales sandaldan indi. yaklaştıkça yavaşladı adımları; anıt, adeta yalnızca ağırlığıyla yavaşlatmıştı adımlarını. yenik düştü ve oturdu. yaşı belli olmayan bir fellah yanı başına çömeldi.

bilinçli bir biçimde ölçüsüz hale getirilen bu anıt meydan okuyordu ona. 2000 yıl önce insanların elinden çıkmış olan yapı, onlara, anlamayacakları kadar uzak kalmıştı. firavunun amaçları ne olursa olsun bir şey çok kesindi: piramidin yüksekliğini ölçmek imkansızdı. dünyada insanların tanıdığı en göze çarpan ve ölçülemeyen tek yapıydı bu! thales bu görüşü kabul etmek istemedi.

fellah bütün gece hiç durmadan konuştu. thales'e neler anlattığını hiç kimse hiçbir zaman bilemedi.

güneş ufku aydınlattığında thales kalktı. batıya doğru uzayan kendi gölgesine baktı; bir nesne, ne kadar küçük olursa olsun, her zaman onu büyüten bir ışık bulunur, diye düşündü. uzun süre, hareketsiz, gözleri, bedeninin toprağa çizdiği koyu lekede ayakta kaldı. güneş gökyüzünde yükseldikçe, gölgenin küçüldüğünü gördü.

thales düşünceye daldı: "benim gölgemle kurduğum ilişki piramidin kendi gölgesiyle kurduğu ilişkiyle aynıdır." buradan da şu sonucu çıkardı: "gölgem boyuma eşit olduğu anda, piramidin gölgesi de boyuna eşit olacaktır!" işte önemli bir düşünce. geriye bu düşüncenin uygulanması kalıyordu.

thales tek başına yapamazdı bu işlemi. iki kişi gerekiyordu bu iş için. fellah ona yardımcı olmayı kabul etti.

ertesi gün, fellah, şafak vakti anıta doğru gitti ve piramidin devasa gölgesine oturdu. thales kuma, yarı çapı kendi boyuna eşit bir çember çizdi, ortasına oturdu, sonra kalkarak dimdik durdu. daha sonra gözlerini gölgesinin ucuna dikti.

gölge çembere dokununca, yani gölgenin uzunluğu, boyuna eşit olunca, kararlaştırdıkları çığlığı attı. fellah da aynı anda piramidin gölgesinin ucunun dokunduğu yere bir kazık dikti. thales kazığa doğru koştu.

hep birlikte, hiç konuşmadan, iyice gerilmiş bir ip yardımıyla kazığı piramidin tabanından ayıran mesafeyi ölçtüler. gölgenin uzunluğunu hesapladıklarında, piramidin uzunluğunu bulmuş oldular.

ayaklarının altındaki kumlar savruldu; güney rüzgarı esmeye başladı, ionialı ve mısırlı bir sandalın yanaşmış olduğu kıyıya doğru yürüdüler. piramidin tepesi yorgun gözlerinde yitip gitti. thales sandala atladı. fellah kıyıda gülümsüyordu, sandal uzaklaştı.

thales gururluydu. fellahın yardımıyla bir kurnazlık keşfetmişti. düşey çizgiye erişemiyor muyum? yatay çizgiyle elde edeceğim onu. yüksekliği ölçemiyorum; çünkü gökyüzünde kayboluyor, öyle mi? güneşin ezdiği gölgesini ölçeceğim onun. büyüğü küçükle ölçmek. erişilmezi erişilebilir olanla ölçmek. uzak olanı, yakınla ölçmek.