5.4.11

fazıl hüsnü dağlarca

şükrü erbaş

kürt sorununun yol açtığı bilinç yarılmasına son (olmayan) ve trajik bir halka daha eklendi: yaşayan en büyük türk şairi fazıl hüsnü dağlarca!

siz, bir halkın ana dilini kanunlarla, kolluk kuvvetleriyle ev içlerine hapsedeceksiniz, ana dili dışında bir dille ancak yaşama hakkı tanıyacaksınız, yurdunda yurtsuz edeceksiniz; sonra da o halktan çıkmış bir büyük edebiyatçıya, yaşar kemal'e, hiçbir harfi adil olmayan bir davet çıkaracaksınız: "eğer kürt ise kürtçe yazsın da görelim!"

"özgürlük olmayınca evren olmaz" diyen dağlarca; bülbülün dilini koparıp "şakı bakalım!" demek, daha yaralayıcı değil, yukarıdaki dizenizin ışığında bakınca bu söze.

"kürtleri şöyle tanımlıyorum: türkiye'nin dağlık yerlerinde kalmış, eski ırkların bakiyesi. içlerinde tam kürt de yoktur. her türlü ırktan insan vardır aralarında." (dağlarca) hitler'in yahudilere bakışı ile sizin kürtlere bakışınızı, kim, nasıl lehinize çevirebilir? bu bakışın bilimsellikle, çağdaşlıkla, türk ve kürt halklarının tarihsel/kültürel gerçeğiyle uzak yakın bir ilgisi olabilir mi? bir halkı aşağılamanın dayanağı olabilir mi? hititlerden bu yana onlarca, yüzlerce halkın yaşadığı, gelip geçtiği bu kavimler kapısında "tam ırk" ne demektir, nasıl olur ve neyle belirlenir?

"asker şu bakımdan haklı: türkiye'de ulus birliği olmadığı için, burada avrupa ayarında dil özgürlüğü olamaz; olmaması lazım. olursa yıkılır bu devlet." (dağlarca) bu gerçekten trajik bir buluşma: 1940'lı yılların, devletleri ve sınırları hiçleyen şair yüreği, 2000'lerde varıp derin devletin ufuksuz aklına kapılanıyor. antakyalı araplar dört yıl öncesine kadar düğünlerinde kendi dillerinden şarkı söyleyemiyordu. bunun nasıl bir acı ve aşağılanma olduğunu bir düşünür müsünüz?

kürtler, en fazla avlularda soluk alan dillerini, sizin, dilinizin hazzını yaşadığınız gibi şiirle, yazıyla yaşamak istiyorlar. bu, neden sizin için doğal bir hak da onlar için hak edilmemiş bir üst aşama oluyor? bu topraklarda süryaniler, ezidiler, rumlar, museviler, ermeniler gibi kürtleri de bitirdikten sonra dil özgürlüğünü kime vereceksiniz? (kürtler dışındaki azınlıkların lozan'la tanınmış haklarını bilerek "bitirmek" sözcüğünü kullanıyorum!) çok masum bir soru daha: bunca yasağı ve sevgisizliği şair yüreğinize nasıl sığdırıyorsunuz?

bundan yaklaşık 60 yıl önce, "ortalıkta bir yalnızlık/birisi kaybolmuş kadar" dizelerini yazan büyük dağlarca.. kürtlerin şu son 15 yılda kaybolmuşlarının sayısının 4000'i geçmiş olması -bize mi, kürtlere mi ait olduğu belli olmayan- bu yalnızlığı ne kadar büyüttü dersiniz? "kuvvetlisin ama kuvvet hak değil" demiştiniz kızılırmak kıyıları'nda. bir dizenizi daha anımsatmama izin verin: sizin bu düşüncelerinize sahip, ellerinde silahlı yaptırım gücü olan birilerinin yaptıkları sonucu "ne sıcak vücutlar gitti/toprağı ısıtmak için" biliyor musunuz?

bu söylediklerinizi okuma olanağı olsaydı, cemal süreya, kadıköy'de, sizinle her an karşılaşabileceği düşüncesiyle ceketinin düğmeleri ilikli gezer miydi, çok merak ediyorum.