7.7.12

tunuslu hayrettin paşa

orhan pamuk

teşvikiye caddesi üzerindeki bizim apartmanın arka pencerelerinin baktığı bahçedeki servi ve ıhlamur ağaçlarının arasında yıkıntıları duran konak, 1877-78 osmanlı-rus savaşı sırasında kısa bir süre başvezirlik yapan tunuslu hayrettin paşa tarafından yaptırılmıştı. kafkas doğumlu bir çerkez olan paşa, flaubert'in "istanbul'a yerleşip kendime bir köle satın almak isterim." diye yazmasından 10 yıl önce, 1830'larda çocukken bir köle olarak istanbul'a, oradan da tunus valisi'ne satılmış, gençliğini fransa'da geçirip arap dili ve kültürüyle büyümüş, tunus'ta orduya katılıp hızla yükselmiş, komutanlık, valilik, diplomatlık, mali uzmanlık gibi en üst düzey görevlerde bulunup hayatının sonunda paris'e yerleşmişti. paşa'yı, 60 yaşına doğru abdülhamit, (gene tunuslu olan şeyh zafiri'nin tavsiyesiyle) istanbul'a çağırmış, kısa süre mali işlerin başında tuttuktan sonra başvezir yapmıştı. borç içindeki ülkeyi kurtarsın diye artık bir parçası olduğu bir batı ülkesinden reform hayalleriyle çağrılan kurtarıcı maliyeci-yöneticilerin türkiye'deki (ve fakir ülkelerdeki) ilk büyük örneklerinden olan paşa'ya -tıpkı daha sonraki benzerleri gibi yeterince osmanlı, yerli, türk olmadığı, artık bir batılı kafasına sahip olduğu için- büyük umutlar bağlandı ve aynı nedenlerle de -yani yeterince türk ve yerli olmadığı için de- yerin dibine batırıldı. dedikodulara göre tunuslu hayrettin paşa saraydaki görüşmeleri dönüşte bindiği at arabasında arapça not ediyor, sonra fransız katibine fransızca yazdırıyordu. muhaliflerinin çıkardığı yeterince türkçe bilmediği söylentileri ve gizli amacının bir arap devleti kurmak olduğu yolundaki bir jurnal üzerine (abdülhamit gerçeklik payı düşük olduğunu hissettiği ihbarları da ciddiye alırdı) başvezirlikten uzaklaştırıldı. gözden düşmüş bir osmanlı sadrazamının çok sevdiği fransa'ya dönmesi sakıncalı olduğundan, hayatının geri kalanında, kışın daha sonra bizim bahçesine bir apartman dikeceğimiz konakta, yazın boğaz kıyısında, kuruçeşme'deki yalısında hüzünle yarı hapis hayatı geçirip abdülhamit'e raporlar yazıp fransızca hatıralarını kaleme aldı. türkçesi ancak 80 yıl sonra yayımlanan ve paşa'da mizah duygusundan çok görev duygusu olduğunu kanıtlayan bu hatıraları oğullarına ithaf etti. 20 yıl sonra, bu oğullardan biri, mahmut şevket paşa'ya yapılan suikaste karıştığı gerekçesiyle idam edildiğinde konak zaten abdülhamit tarafından çoktan satın alınıp kızı şadiye sultan'a hediye edilmişti bile.