7.5.12

mihrimah sultan

ahmet ümit

kimileri mimar sinan'ın mihrimah sultan'a aşık olduğunu söyler. ama bir mimar parçasının sultan kızına gönlünü kaptırması olacak iş değilmiş. zavallı mimar da aşkını kalbine gömmüş, içinde yanan bu gizli ateşi kimseye belli etmemeye çalışmış. bu arada kanuni sultan süleyman, çok sevdiği kızını rüstem paşa adında biriyle evlendirmiş. başına devlet kuşu konan adam, bir anda saltanatın önemli bir sadrazamı olup çıkıvermiş. ama sadrazam olunca da işleri artmış tabi. o işlerin çokluğunda adamcağız karısına nasıl vakit ayırsın? hadi o vakit ayıramıyor, mihrimah sultan kocasından kime dert yansın? çaresiz kalan mihrimah sultan kendini hayır işlerine adamış. kimsesizlerin kimsesi olmaya çalışmış, yoksullara yardım etmiş, şehrin imarı için çaba harcamış. işte içindeki aşkı dile getirme fırsatını o zaman yakalamış mimar sinan. çünkü mihrimah sultan ondan bir cami yapmasını istemiş. ve sinan büyük maharetini göstererek, üsküdar iskelesinin karşısındaki camiyi yapmış ama bu yetmemiş, ikinci bir cami daha istemiş güzel sultan. bunun üzerine sinan ikinci mihrimah sultan camii'ni de edirnekapı'ya yapmış. ama bu iki caminin mihrimah sultan'ın ismine gönderme yapan bir özelliği varmış. mihr, güneş demekmiş, mah ise ay, yani sultanın ismi güneş ve ay'mış. sinan güneşin battığı yere bir cami, ayın doğduğu yere bir başka cami yaparak sultana olan sevgisini en anlamlı biçimde dile getirmiş. ve mihrimah sultan yılda bir kez, gün batımında, edirnekapı'daki caminin minaresinin arkasında güneş batarken üsküdar'daki caminin minarelerinin arasından doğan ayı izlermiş. hatta aynı söylenceye göre, mihrimah sultan burada yattığı için kendi türbesini de süleymaniye'ye yapmış sinan.